Prefer Hangi Preposition Alır? İngilizce Öğrenirken İnsan Neden Kendini Sorgulamaya Başlıyor?
Cero olarak bu yazımızda “Prefer nedir, nerelerde kullanılır” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Konya’da yaşıyorum. 26 yaşındayım. Gündüz mühendis kafasıyla tablolar, hesaplamalar, sistemler arasında dolaşıyorum; gece olunca da insan davranışlarını, dili, ilişkileri düşünüyorum. İngilizce öğrenirken fark ettiğim bir şey var: Bazı konular dil bilgisi olmaktan çıkıp resmen karakter testine dönüşüyor. “Prefer hangi preposition alır?” sorusu da tam olarak böyle bir konu.
Çünkü mesele sadece “to mu gelir, than mi gelir?” değil. Mesele beynin içinde iki farklı tarafın kavga etmesi.
İçimdeki mühendis diyor ki:
> “Kural varsa ezberle, uygula, geç.”
İçimdeki insan tarafıysa şöyle hissediyor:
> “Tamam da neden bazen ‘prefer to’, bazen ‘prefer over’, bazen hiçbir şey kullanmadan konuşuyoruz?”
İngilizce zaten biraz böyle değil mi? Hayat gibi. Kurallar var ama insanlar her zaman o kurallara göre davranmıyor.
Bu yüzden bugün sadece “prefer hangi preposition alır?” sorusuna cevap vermeyeceğim. Aynı zamanda bu kelimenin kullanım mantığını, insanların neden hata yaptığını ve günlük hayatta nasıl doğal kullanıldığını konuşacağız.
Prefer Nedir, Ne Anlama Gelir?
En temel hâliyle “prefer”, “tercih etmek” anlamına gelir.
Yani iki şey arasında birini daha çok seviyorsan devreye “prefer” girer.
Örneğin:
I prefer tea.
She prefers winter.
We prefer quiet places.
Buraya kadar her şey güzel. Hayat sakin. Çay sıcak. Beyin huzurlu.
Sorun şu noktada başlıyor:
> “Peki prefer hangi preposition alır?”
İşte İngilizcenin küçük sinsiliklerinden biri burada ortaya çıkıyor.
Prefer Hangi Preposition Alır?
Aslında “prefer” farklı yapılarda farklı preposition’larla kullanılabilir. En yaygın olanlar şunlar:
1. Prefer To
En sık kullanılan yapı budur.
Örnek:
I prefer coffee to tea.
She prefers walking to driving.
Buradaki mantık şu:
> Bir şeyi başka bir şeye tercih ediyorsun.
Formül gibi düşünürsek:
prefer + something + to + something
İçimdeki mühendis şu an çok mutlu. Çünkü sistem net.
Ama içimdeki sosyal bilimci hemen araya giriyor:
> “İnsanlar neden sürekli ‘than’ kullanıyor o zaman?”
Çünkü Türkçe düşünüyoruz.
Türkçede:
Kahveyi çaya tercih ederim.
İngilizce öğrenen beyin bunu şöyle çevirmeye çalışıyor:
I prefer coffee than tea.
Ama yanlış.
Çünkü “prefer” sonrası genellikle “to” gelir.
Doğru Kullanımlar
I prefer summer to winter.
He prefers staying home to going out.
They prefer cats to dogs.
Burada önemli nokta şu:
İki taraf da aynı yapıda olmalı.
Yani:
noun to noun
verb+ing to verb+ing
Mesela:
✔ Reading to watching TV
❌ Reading to watch TV
Bu detay küçük görünüyor ama kulağa doğal gelmeyi ciddi etkiliyor.
Prefer To Do Something mi, Prefer Doing Something mi?
Bak işte burada zihnim ikiye bölünüyor.
İçimdeki mühendis diyor ki:
> “Demek ki bir kuralı daha var.”
İçimdeki insan tarafıysa:
> “Abi ben konuşurken bunları nasıl düşüneceğim?”
İyi haber şu: İkisi de kullanılabiliyor.
Prefer To Do
I prefer to stay home tonight.
She prefers to study alone.
Prefer Doing
I prefer staying home tonight.
She prefers studying alone.
İkisi de doğru.
Ama küçük bir his farkı var.
“Prefer to do” biraz daha karar gibi gelir.
“Prefer doing” ise alışkanlık hissi verir.
Bu farkı ilk anladığım gün Konya’da tramvaydaydım. Kulaklık takmışım, İngilizce podcast dinliyorum. Bir anda “Oğlum bu dil tamamen duygu işi” dedim kendi kendime.
Yanımdaki amca bana baktı. Haklıydı. Çünkü boşluğa konuşuyordum.
Prefer Over Kullanılır mı?
Evet, kullanılır.
Ama biraz daha farklı bir yapıdadır.
Örnek:
Many people prefer tea over coffee.
He prefers honesty over money.
Burada “over”, “bir şey yerine diğerini seçmek” hissini güçlendirir.
Biraz daha vurgu vardır.
Sanki normal tercih değil de bilinçli seçim gibi durur.
Mesela:
I prefer silence over chaos.
Bu cümlede sadece tercih değil, karakter enerjisi de var.
İçimdeki dramatik taraf burada devreye giriyor tabii.
Çünkü bazı İngilizce kalıplar resmen şiir gibi çalışıyor.
Prefer Than Neden Yanlış?
Çünkü “than” karşılaştırma yapılarında kullanılır.
Örneğin:
bigger than
better than
faster than
Ama “prefer” zaten kendi içinde karşılaştırma taşıyan bir fiildir.
Bu yüzden ayrıca “than” istemez.
Yani:
❌ I prefer pizza than hamburger.
✔ I prefer pizza to hamburger.
Bunu ilk öğrendiğimde küçük çaplı kişisel kriz yaşamıştım.
Çünkü yıllarca yanlış kullanmışım.
İnsan bazen İngilizce öğrenirken eski mesajlarını hatırlayıp utanıyor.
2019’daki benle karşılaşsam büyük ihtimalle şöyle derdim:
> “Kardeşim özgüvenin fazla ama grammar biraz eksik.”
Prefer Nerelerde Kullanılır?
Şimdi biraz günlük hayata inelim.
Çünkü dil bilgisi kitapta güzel ama gerçek hayat başka.
Kafede Sipariş Verirken
I prefer filter coffee.
Do you prefer iced or hot coffee?
İzmir’de yaşayan arkadaşım var. Çocuk üçüncü nesil kahvecide çalışıyor. Bir gün bana dedi ki:
> “İnsanlar latte sipariş ederken bile karakter analizi yapıyor.”
Haklı olabilir.
Çünkü “prefer” aslında insanın kim olduğunu anlatıyor.
İlişkilerde
I prefer honest people.
She prefers calm relationships.
İşte burada olay büyüyor.
Çünkü tercih dediğin şey biraz geçmişin toplamı.
İçimdeki insan tarafı şöyle diyor:
> “İnsan neyi tercih ettiğini değil, neden tercih ettiğini düşününce büyüyor.”
İçimdeki mühendis ise hâlâ tablo hazırlamak istiyor.
İş Hayatında
We prefer remote meetings.
The company prefers experienced candidates.
Kurumsal İngilizcede “prefer” çok kullanılır.
Özellikle mail dilinde.
Ama burada ton önemli.
Mesela:
We prefer online communication.
Bu cümle aslında kibarca şunu diyebilir:
> “Lütfen durduk yere aramayın.”
İngilizce bazen fazla nazik şekilde pasif agresif olabiliyor.
Prefer ile İlgili En Yaygın Hatalar
1. Prefer Than Kullanmak
En klasik hata.
❌ prefer than
✔ prefer to
2. Yapıları Karıştırmak
❌ I prefer swimming to run.
✔ I prefer swimming to running.
Paralellik önemli.
3. Gereksiz Kelime Eklemek
Bazı insanlar şöyle diyor:
❌ I more prefer
Hayır.
“Prefer” zaten “daha çok tercih etmek” anlamı taşıyor.
Yani içinde zaten “more” hissi var.
İngilizce bazen minimalizm seviyor.
Az kelimeyle çok anlam.
Tam tersine Türkçe bazen duyguyu uzatarak anlatıyor.
İki dilin ruhu gerçekten farklı.
Prefer Kullanırken Doğal Konuşmanın Sırrı
Bence mesele sadece grammar değil.
Ritim.
Çünkü bazı insanlar kuralları doğru kullansa bile robot gibi konuşuyor.
Bazılarıysa küçük hatalarla bile doğal geliyor.
Ben bunu üniversitede fark ettim.
Bir arkadaş vardı. Grammar’ı mükemmel değildi ama konuşurken çok doğal akıyordu.
Çünkü cümleyi hisle kuruyordu.
Mesela şöyle diyordu:
Honestly, I prefer staying home these days.
Bu cümlede küçük bir hayat yorgunluğu vardı.
Gerçek insan hissi vardı.
Dil biraz da bu zaten.
Prefer ile Kurulan Doğal Cümleler
Gündelik Kullanımlar
I prefer quiet mornings.
She prefers texting to calling.
We prefer simple things.
Do you prefer beaches or mountains?
I prefer listening instead of talking sometimes.
Son cümle beni anlatıyor olabilir.
Çünkü bazı dönemler insan gerçekten sessizliği tercih ediyor.
Konya’da akşam yürüyüşlerinde bunu çok hissediyorum.
Şehir sakinleşiyor.
Kafanın içindeki sesler bile yavaşlıyor.
Ve insan şunu fark ediyor:
Tercihler sadece dil konusu değil.
Karakter konusu.
Prefer Öğrenmek Aslında İnsanları Anlamak Gibi
Biliyorum, dramatik oldu ama gerçekten öyle.
Çünkü “prefer” dediğin şey seçim demek.
İnsan seçimlerinin toplamı değil mi zaten?
Kimisi kalabalığı tercih eder.
Kimisi yalnızlığı.
Kimisi hız ister.
Kimisi huzur.
İngilizcede “prefer” öğrenirken garip şekilde kendimi düşünmeye başladım.
Neden bazı şeyleri seçiyorum?
Neden bazı ortamlardan kaçıyorum?
Neden kahveyi seviyorum ama bazen çayı özlüyorum?
İçimdeki mühendis bunun gereksiz analiz olduğunu düşünüyor.
Ama içimdeki insan tarafı biliyor:
Bazı kelimeler sadece kelime değildir.
“Prefer nedir, nerelerde kullanılır” konusunu beğendiyseniz Cero sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.
Sonuç: Prefer Hangi Preposition Alır?
Kısa cevap:
En yaygın kullanım: prefer + noun/verb-ing + to + noun/verb-ing
Bazı durumlarda: prefer over
“Prefer than” genellikle yanlış.
Ama işin asıl tarafı şu:
“Prefer” sadece grammar konusu değil.
İnsanların seçimlerini anlatma biçimi.
Ve galiba dil öğrenmenin en güzel kısmı da bu.
Bir noktadan sonra sadece kelime ezberlemiyorsun.
İnsanların neden öyle konuştuğunu hissetmeye başlıyorsun.